Hayvanlardan Tanrılara Sapiens Eleştirisi

0

Henüz kitabın başlangıcında ortaya koyduğu bakış açısı ile okuyucuları bir nevi “büyü” altına alan “Hayvanlardan Tanrılara Sapiens” kitabını satın alan, okuyan ve kitap üzerinde görüş ve düşünce belirten kişi sayısı oldukça fazla. Yazımı okumaya başladıysanız eğer size bu yazı da tamamen tarafsız ve delillere dayalı olacak tarzda ve kitaptan alıntılar yaparak, bu kitap hakkında  ÖZÜ SÖZÜ BİR ve ETKİLEYİCİ eleştirilerde bulunmak istiyorum.

DURUN! Yazımın giriş kısmını bitirmedim. Yazımı okurken bütün görüş ve düşüncelere saygı duyduğumu, bu kitapta bazı ifadelerin her ne kadar basit seviyeye indirgense de aslında bu ifadelerin içerisinde bulunan olayların ne kadar geniş bir kompleks ağ içerdiğine sizler de şahit olacaksınız.

Bu yazı oldukça uzun bir yazı olacağı için çok fazla sayıda kaynaktan yararlanıp bunları sizlere sunma arzusunda olacağım. Tabi ki bu kaynaklar kendi bakış açım ile sergileneceği için öznel bir nitelik arz edebilir.

Yazımın içeriği kitabı oluşturan 4 ana başlıkta olduğu gibi 4 ana başlıklı eleştirel bir tarz içermektedir. Bunlar sırasıyla;

  1. “Bilişsel Devrim”in Eleştirisi
  2. “Tarım Devrimi”nin Eleştirisi
  3. “İnsanoğlunun Birleşmesi”nin Eleştirisi
  4. “Bilimsel Devrim”in Eleştirisi

Hazırsanız bu 4 ana başlık ile birlikte alt başlıkları da kullanarak eleştirilerime başlamak istiyorum:

1- “Bilişsel Devrim”in Eleştirisi

“‘Hayvanlardan Tanrılara Sapiens’ – Sayfa 17’nin Eleştirisi

Yaklaşık 3,8 milyar yıl önce, Dünya adı verilen gezegende, bazı moleküller organizma adı verilen oldukça geniş ve karmaşık yapılar oluşturdu. Organizmaların hikayesine biyoloji diyoruz.'Hayvanlardan Tanrılara Sapiens' - Sayfa 17

Henüz kitabın başlangıcında okuduğunuz bu paragraf aslında yazıya yapacağım eleştirinin bir nevi özetini oluşturuyor. Bundan 3,8 milyar yıl önceki süreçte neler yaşandığına veya neler yaşanabileceğine ya da neler yaşanamayacağına gelin hep birlikte tanık olalım.

SENARYO  : Yeryüzündeki atomların karar vermesi sonucu (!) yeryüzünde bulunan septrilyonlarca atom sayısızca deneme yanılma işlemi sonucunda başarılı moleküler dizilimleri oluşturacak. Bu trilyonlarca moleküler dizilimler içerisinden yine deneme yanılma sonucu elenenler ortaya çıkacak ve doğru bir şekilde dizilim almış düzgün moleküller ortaya çıkacak. Bu sayısız denemeden sonra ortaya çıkan düzgün dizilmiş moleküller aminoasitlere, oradan bu aminoasitler proteinlere, oradan da bu proteinler hücrelere dönüşecek İMİŞ (!). 

SPIELBERG veya MICHEAL BAY’e iş çıkardım. Yeni bir proje üzerinde çalışabilirler 😀

Şimdi sizlere bir moleküler dizilimdeki kusursuzluğu bir resim üzerinde göstermek istiyorum (KARARI SİZ VERİN!)

Karbon Allotropları
Karbon Allotropları

Karbon allotroplarındaki dizilimleri görebiliyor musunuz? Bu dizilim ihtimallerinin kendi kendine oluşmasını SONSUZA KADAR deneseniz bile bu şekilde ortaya koyamazsınız.

“Hayvanlardan Tanrılara İnsanlar” – Sayfa 18’in Eleştirisi

İki milyon yıl önce Doğu Afrika’ya bir gezi yapsaydınız, çok tanıdık insan karakterlerine tanık olabilirdiniz: çocuklarına sarılan endişeli anneler, çamurda oynayan çocuklar, rahat bırakılmak isteyen yaşlılar ve toplumun kurallarına başkaldıran gençler, görmüş geçirmiş yöneticileri ve köyün güzelini etkilemek isteyen gösteriş meraklısı maçolar. Bu arkaik insanlar âşık oldu, oynadı, yakın arkadaşlıklar kurdu, güç ve statü için mücadele etti. Fakat bunu şempanzeler, babunlar ve filler de yapı­ yordu. İnsanların hiç de özel bir durumu yoktu. Hiç kimsenin, elbette insanların da, bir gün kendi soylarından gelenlerin ayda yürüyeceğine, atomu parçalayacağına, genetik kodu çözeceğine ve tarih kitapları yazacağı­na dair en ufak bir fikri yoktu. Tarih öncesi insanlarla ilgili bilinmesi gereken en önemli şey etraflarına goriller, ateşböcekleri veya denizanalarından daha fazla etki etmeyen sıradan hayvanlar olduklarıdır.'Hayvanlardan Tanrılara Sapiens' - Sayfa 18

ÖN AÇIKLAMAM : Yazar kitabının bu kısmında bir kıyaslama yapmış. Evrimci düşüncenin içgüdü dediği, Akıllı tasarımın ise Allah’tan gelen ilham adını verdiği çeşitli duygu ve davranışların hem hayvanlarda ve hem insanlarda ortak olduğunu belirtmiş. Daha sonra insanların benzer davranışlar sergileyen hayvanlar arasından sıyrıldığını ve çeşitli bilimsel çalışmalar yapıp DAHA ÜSTÜN bir hale geldiğini ÜSTÜ KAPALI belirtmiş. 

ELEŞTİRİM : Şimdi bırakın 2 milyonu bundan 20-30 milyon yıl önce çeşitli böceklerin nasıl savaş stratejileri kurduklarını, bedenlerinde deney ve gözlem yapmadan ürettikleri çözeltiler ile insanlardan öne geçebileceklerini kanıtladıklarına bir bakalım. (Yani insanı nasıl aciz bırakabildiklerine bir bakalım)

Brachinimi ismindeki Böceğin Diplomasız Kimyagerlik Yeteneği

Brachinus Cnecostolus quadriguttatus
Brachinus Cnecostolus quadriguttatus

Şu kaynaktan edindiğim bilgiye göre; ismi Brachinini olan ve Bombacı böcek olarak bilinen bir böcek türü,  karın bölgelerinde bulanan kasları kasarak bu kimyasalı tutan bölmeyi açıyorlar. Bu bölmede bulunan zehirli kimyasal karışımdan bir damla serbest bırakılıyor. (İlk haznede bulanan karışım hidrojen peroksit ve hidrokinonlardan oluşan bir karışımdır.) Daha sonra serbest bırakılan karışım, peroksidaz adı verilen peroksit moleküllerini parçalayan bir enzimle ve diğer bir takım enzimlerle karşılaşarak çok zehirli bir kimyasal meydana getirecek bir tepkime gerçekleşiyor.

Kısacası herhangi bir şekilde kurs veya eğitim görmeden bu tarz işlemleri kendi bünyesinde gerçekleştiren bir böcek, insandan eğitim anlamında daha üstün olabilir Bakış açısı bu. YA SİZCE?

“Hayvanlardan Tanrılara İnsanlar” – Sayfa 19’in Eleştirisi

İnsanlar ilk olarak 2,5 milyon yıl önce Doğu Afrika’da, “Güney Maymunu” anlamına gelen Aııstralopithecus adı verilen bir maymun cinsinden evrimleşti.'Hayvanlardan Tanrılara Sapiens' - Sayfa 18

Kendisine “Lucy” ismi de verilen “Australopithecus” aslında soyu tükenmiş bir maymundan başkası değildir. Konuyla ilgili açıklamayı “Lucy” fosilinin kaşifleri evrimci paleoantropolog Donald Johanson ve T. D. White, Science dergisine yaptıkları açıklamada şunları söylemişlerdir:

Australopithecus fosilleri oldukça detaylı bir şekilde incelendi: yürüyüş biçimleri, kulaklarının yapısı, diş gelişimi örnekleri, uzun ve güçlü ön kollar, kısa arka bacaklar, ayaklarının biçimi, küçük beyinleri, maymuna oldukça benzeyen kafatasları, çeneleri ve yüzleri. Bunların tümü Australopithecus’ların maymun olduğunu ve insan ile hiçbir ilişkilerinin bulunmadığını göstermektedir. Lucy’i keşfeden Donald Johanson’un kendisi bile, bir süre sonra, Australopithecus Africanus (Lucy)’nin insanlarla hiçbir bağlantısı olmadığı sonucuna varmıştır. (D. Johanson - T. D. White, Science, 203:321, 1979

Anlaşıldığı üzere yazar yine kitabındaki bu sayfada bulunan bu cümlede insanları bilgisiz görerek bir manipülasyona uğratmak istemiştir.

İlerleyen günlerde yazı içindeki eleştiri sayısını artıracağım. Şimdilik bu kadar derledim. Umarım yeterli bir birikim sağlayabilmişimdir. İlginize teşekkür ederim.

Bunları da Okursunuz Heralde Dimi :) Daha Fazla Yazı