Laiklik : Devlet İşleri ve Bağnazlığın Ayrılması

4

Laiklik konusunda internet üzerinde pek çok yazı okuyabilirsiniz. Genelde bu yazıların pek çoğu din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması fikri etrafında cereyan eder. Laikliğin doğru tanımlanması çok önemlidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, anayasamızda da belirtildiği gibi; demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir.

Bu yazımda sizlere Cumhuriyet’in 7 önemli ilkesinden biri olan laikliğin doğru tanımını -nesnel açıdan yaklaşarak – bir sosyolog olarak yapmaya çalışacağım. Laiklik konusunu sahiplenerek istismar eden kişi ya da grup sayısı oldukça fazla. Bu yüzden bu yazının, bu istismar yapısının önüne geçmesini diliyorum.

Bu yazımı okurken şu konuları öğrenmiş olacaksınız:

  1. Laikliğin “Din” Çerçevesinde Anlamı
  2. Laikliğin “İslam” Çerçevesindeki Anlamını
  3. Laikliğin” Bağnazlık” Çerçevesindeki Anlamını
  4. Devlet İşleri ve Bağnazlık Ayrımının Sağlanması
  5. İslam’a ve Kuran’a Uygun Laik Sistemin Nasıl Oluşturulabileceğini

Hadi Başlayalım Öyleyse!

Laikliğin Din Çerçevesindeki Anlamı

Din kelimesinin “üzerinde gidilen yol” veya “yaşam tarzı” olarak ifade edilir. Bu ifadeye göre dünya üzerinde sayısız din vardır. Bazı kitleler ya da gruplar ya da insan toplulukları, bazı dinler üzerinde bazı şartlara ve kavramlara göre ittifak etmişlerdir. Genellikle Tanrı kavramı üzerinde şekillenen dinler, bazen karşımıza insanın kendi nefsini ilah edinmesi ve buna göre yaşamasına göre de çıkabilir. Buna göre din, bazen ismi konulamayan bir ifadedir, bazen de ismi konulmuş bir “yaşam tarzı” şeklidir.

Laiklik getirdiği mantığı istismar etmeden düşündüğümüzde şu sonuç ile karşılaşırız. Laikliğin hakim olduğu bir coğrafya da, kendi dinini (yani yaşam tarzını) zorla bir kişiye ya da gruba dayatamaz. Özgürlükler içerisinde her birey, “üzerinde gittiği yol” da özgürdür. Ancak kimsenin dinine, yani yaşam tarzına karışmamak şartı ile. Bu şekilde toplum, bir çiçek tarlası gibi olur ve her türlü “yaşam tarzı”nın önü açık olur. Ancak ortaya konması gereken bir şey vardır. Bu da tüm bu “yaşam tarzlarını”, herkesin ortak aklına ve bilimsel temellere göre hazırlanması gerektiğidir. Peki bu nasıl sağlanacaktır? İşte bu noktada İslam devreye girer. Yani “Olgun Akıl Sistemi” !!!!.

Laikliğin İslam Çerçevesindeki Anlamı

Yukarıda bahsettiğim şemada şunları anlamış olmalısınız.

  • İnsanların veya grupların bazı dinler üzerinde olabilecekleri
  • Üzerinde oldukları dinde başkalarını zorlamamaları gerektiği
  • Herkesin yaşadığı “yaşam tarzının”, herkesin “ortak aklına ve bilimsel temellere hitap etmesi gerektiği”

Bazı çevrelerin din ve devlet işlerine İslam’ı da katmalarına, açıkçası gülüyorum. Çünkü İslam, dinden öte bir yapıdır. İslam’da bulunan esaslara göre üstün ve yüce bir akıl vardır ve bu akıl, var olan her şeyin  ya da herkesin olgun akıl düsturuna göre yaşamasını ister. Olgun Akıl Sistemi (yani İslam’a göre), isteyen bu üstün ve yüce aklın varlığına inanabilir, isteyen inanmaz. Üstün ve yüce aklın yer yüzünde istediği bozgunculuğun ve zorbalığın olmamasıdır. Dileyen dilediği nitelikte ve yaşam tarzına göre yaşayabilir. Üstün ve yüce akıl, insanları kendisine inanmaya mecbur etmez. Eğer kendisine inanılmasını istiyorsa, inanan ve O’NUN dediklerine göre yaşayan kişinin, gönülden kendisine bağlı olmasını ister. Aksi takdirde bunu samimiyetsizlik olarak görür ve yapmacık davranışların saygısızlığa yol açtığını belirtir.

Biz insanlarda zaten bu mantığı düşündüğümüzde, bunu isteriz. Samimiyet, her insan veya insan topluluğu için ekmek ve su gibidir. Samimi ortamlarda bulunmak, büyük bir ferahlıktır. Herkes “zorbalık ve baskıyı kullanmadan” dilediği gibi yaşamada özgürdür. Zaten üstün ve yüce akıl, gönderdiği elçilerini bu amaç ile göndermiştir. Birazdan değineceğimiz bağnazlık sisteminde ise durum tam tersidir. Yani üstün ve yüce akıl, gelenekler, hurafeler ve bidatler ile birleşen bir sistemin sonucunun cezalandırma olacağını Kutsal Kitaplarında vurgulamıştır.

Laikliğin Bağnazlık Çerçevesindeki Anlamı

Buraya kadar din ve İslam kavramlarının, laiklik ile olan bağlantısını akılcı bir şekilde incelemeye çalıştım. Laikliğin mantığı içerisinde, gerek toplumsal anlamda ve gerek devlet geleneklerinde yanlış bilinen ve yanlışlıkların süre geldiği bazı durumlar vardır.

Laiklik; din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması değildir. Laiklik; devlet işlerinin, bağnazlık veya çeşitli akıl dışı ritüellerden ayrılmasını esas kılan bir kavramdır. İslam’da zaten bunu emreder. Devlet işleri içerisinde mutlaka akılcı bir yönetim gerekir. Nitekim; Hz. Süleyman ve Hz. Zülkarneyn, (Kuran’da isimleri geçtikleri için söylüyorum) hüküm ettiği devlet veya imparatorluklarda her zaman akılcı bir üslup kullanmışlardır.

Bağnazlığın önüne en büyük engeli laiklik sistemi koyar. Devlet gücü laikliği elinde tuttuğu sürece, bağnaz ve hurafeci mantığın devlet içerisine sızmasını engeller. Tekrar hatırlatayım ki, İslam’ı istismar eden, İslam’ın içerisine çeşitli hurafe ve bidatler ekleyerek farklı bir görünüm vermek isteyenler, laikliği İslam düşmanı bir mantık olarak göstermeye çalışırlar. Zaten Türk siyasi tarihi -bilinçli olsun ya da olmasın- bunların örnekleri ile doludur.

Geleneklerin getirmiş olduğu kültürel modeller, başımızın tacıdır. Zaten laik devlet, bu tarz yaşama özgürlük tanır. (Tabi bu konuda laikliği istismar edenler de vardır). Laik devlet, Kuran-ı Kerim ile uygun çizgidedir ve üstün ve yüce akıl, laik devlet sistemini ve demokrasiyi emreder. Baskıcı rejimlerin, tutarsız iktidarların olduğu yönetimlerde bozgunculuk ve anarşi olur.

Devlet İşleri ve Bağnazlık Ayrımının Sağlanması

Devlet gücüne sahip olanların laikliği istismar etmelerinin doğru olmayacağı gibi, bağnazların da kendi aralarında ittifak oluşturup devlet gücüne baskı oluşturması söz konusu olmaz. Ancak bazı samimi insanlar, kendi ata veya babalarından gördüğü gelenekleri, İslam’ın kuralı imiş gibi uygulayabilirler. Bunlar bilinçli davranışlar değildir. Eğitim ile çözümlenebilir. Ancak devlet gücü, kendisini bağnazlık ve bidatlerden uzak, İslam’a -yani Olgun Akıl Sistemi’ne- yakın, bir mahiyete bürümek istiyorsa, aşağıda saydığım maddeleri uygulaması doğru olacaktır.

  1. Devlet ve Hükümet OLGUN AKIL SİSTEMİ‘ne göre yapılanmalıdır
  2. Bu sistemin önüne geçebilecek tüm ritüeller, bidatler, hurafeler ve bağnaz sistem akılcı ve fikri bir metot ile ortadan kaldırılmalıdır.
  3. Devlet gücü, medyayı kullanarak insanları Olgun Akla davet etmelidir. Olgun aklın sistemini öğrenen bireyler, üstün ve yüce aklın varlığını da zihinlerinde kabul etmeye başlayacaktır. Bundan sonra istedikleri giyime, kuşama veya kültüre göre yaşabilirler.
  4. Toplum içindeki kültürel zenginlik, Üstün ve Yüce Aklın istediği bir durumdur. Örneğin çiçek tarlalarında tek tip çiçek bulabilir misiniz?

Kısacası devlet işleri ve bağnazlık ayrımı en akılcı bir metot ile sağlanmalıdır. Aksi takdirde, bozgunculuğun ve akılcı olmayan bir yönetim sisteminin yolu açılmış olacaktır.

İslam’a ve Kuran’a Uygun Laik Bir Sistem

Yazımı buraya kadar okuduysanız, laikliğin ne mantığa geldiğini az çok öğrenmişsinizdir. Peki bunca senedir laikliğin devlet işlerini din işlerinden ayırdığını her türlü kitap veya kaynaktan okuyoruz.

Tüm bu anlattıklarıma uygun bir şekilde yeni bir laiklik tanımlaması yapılabilir mi?

Bu sorumun cevabını maddeler halinde yazmak istiyorum:

  1. İslam dini, üstün ve yüce sonsuz tek akıl olan Allah tarafından ilk insandan bu yana gönderilen tek dindir.
  2. Bu din “Olgun Akıl Sistemi” çerçevesinde indirilmiştir. Örneğin bir meyveyi hesaplı ve kaliteli almak İslami bir eylemdir.
  3. İslami davranışların belirli bir mantık yapısı vardır. Ezberi kurallar ile İslam dini yaşanmaz (Bazı özel konular hariç)
  4. Devlet kendini “Olgun Akıl Sistemi”ne göre bina ederse, zaten İslam devleti olur.
  5. “Olgun Akıl Sistemi”ne sahip İslam devleti, bağnazlığı, hurafeleri ve bidatleri kendisinden uzak tutmak için Kuran’ı akıl kaynağı olarak kullanır.
  6. Kuran-ı Kerim’i yetersiz gören bağnazlara karşı devlet, Kuran ile cevap verebilmelidir.
  7. Kuran’da var olan özgürlük ve demokrasi anlayışı, beraberinde laiklik gibi ferahlatıcı bir sistemi beraberinde getirir.
  8. Laiklik ile devlet gücü her zaman bağnazlık ve bidatler gibi uydurmaların önüne geçer

Yani İslam’a ve Kuran’a uygun Laik, Demokratik, Sosyal Bir Hukuk Devleti inşa etmek mümkündür. Yeter ki bu konuyu gerçekleştirebilecek, akılcı bir liderimiz olsun.

Sonuç Olarak;

Muhammet Taşdemir olarak sizlere Laiklik konusunda önemli, yeni ve eşsiz bilgiler verdim. Yazımı okuyanlar bu yazıdan çokça faydalanacaktır. Siteme abone olmanızı tavsiye ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın!

 

Bunları da Okursunuz Heralde Dimi :) Daha Fazla Yazı