Müşrik Sistemin Teknik Sevap Kazanma Mantığı

0

Sosyoloji bölümünü okurken, araştırmalarımı din sosyolojisi alanında yapıyordum genelde. Yurdumuzun %99’unun da müslüman olması bu tarz yazılar yazmam da önemli bir etken. Ben bu yazımda sizlere; aslında genellikle Peygamber Efendimiz (sav) döneminde yaşadığı düşünülen kişilerden, yani müşriklerin bir özelliğinden bahsedeceğim. Günümüzde de İslam dininin içerisindeki samimiyeti doğru yaşamayan kişilerin var olduğu kanaatindeyim ve bu kanaate beni sevk eden bir mantık olan müşrik sistemin, teknik sevap kazanma mantığından söz edeceğim:

Müşrikler Kimlerdir?

Müşrikler, sahabe dönemindeki İslam’ı -kendi akıllarınca- yetersiz görerek, İslam’i yaşantıya sonradan ilave ettikleri hurafe ve bidatler ile İslam’ı zorlaştırma hedefinde olan kişilerdir. Bu kişilerin mantığında genel olarak Kuran’ı yeterli görmemek yatar. Kendi kafalarınca ekledikleri bir takım fikirler ile İslam’da o hükümlerinde olduğunu söylerler.

musrik

Müşrikler, Müslüman Gibi Görünürler Ancak Öyle Yaşamazlar

Müslümanlıkta, Allah ile samimi bir bağlantı vardır. Hayatın her alanına yayılan bu bağlantı da, Allah’ın varlığı düşünülerek hareket edilir. Bir insanın başına kötü bir olay gelse bile, Kuran ahlakının bir gereği olarak, o olayı hayra yorar. Çünkü, Allah her olayı kaderde hayır ile yaratmıştır. Müslüman, hayat amacı olarak sadece Allah’ın rızasını kazanmayı ister ve bunun için çalışır. Oysa müşriklerde farklı ve ilginç bir mantık gelişmiştir. Hayatlarında İslam adına yaptıkları davranışlarda, samimiyet barınmaz. İslam adına bir eylem yaptıklarında bunun sadece kaç tane sevap olduklarına bakarlar. Allah bu davranıştan razı mı değil mi buna bakmazlar. Şimdi bu konuyu biraz daha irdeleyelim:

“Bir Amel’e 100 Sevap, Başka bir Amel’e 1000 sevap”….

Dünyadaki yaptıkları eylemlerde bu tarz bir mantık geliştiren müşrikler, vefat ettikleri zaman verecekleri hesabın şu şekilde olduğunu düşünürler:

Örnek:  Benim 3600 sevabım vardı, 2200 de günahım vardı. o zaman ben cennete gireceğim

Böyle bir mantık Kuran’da bulunmaz. İşlenen salih amellerden bir tanesi bile sadece (samimi olarak) Allah rızası’nı kazanmak için hedeflenmişse, Allah o kişinin geçmiş günahlarını bağışlayabilir. Kuran’da bu durum şöyle belirtilmektedir:

(Benden onlara) De ki: “Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Zümer Suresi 53. Ayet)

Yaptıkları amelleri tabir-i caizse hesap makinesinde  toplayıp çıkarıp bölerek, ahiret hesabını yapmaya çalışan müşrikler, bu tarz bir mantıktan kesinlikle vazgeçmelidirler. Çünkü; bu tarz davranışlar kesinlikle samimiyet barındırmamaktadır. Salih ve samimi bir amel işleyen birinin, Allah bütün günahlarını örtebileceği gibi, çok çok samimiyetsiz bir davranışta bulunan bir kişiye; Allah, rızasını ve cennetini vermeyebilir. Bunu müşrikler çok iyi bilip kavramalıdırlar.

Bir insan cahillikle böyle bir davranışta bulunmuş olabilir ancak, böyle bir davranıştan vazgeçip tevbe ederek ve Allah’a sığınarak, tabi ki samimi amel işlemeye devam edebilir. Unutmayın Allah sadece samimi olan kullarına rızasını verecektir. Bir ayette Allah şöyle belirtmektedir:

İman edip salih amellerde bulunanlar; onları, içinde ebedi kalıcılar olarak, altından ırmaklar akan cennetin yüksek köşklerine muhakkak yerleştireceğiz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir. (Ankebut Suresi, 58)

Bunları da Okursunuz Heralde Dimi :) Daha Fazla Yazı