Öğrenci Evlerinde Kızlar ve Erkekler Nasıl Bir Arada Kalabilirler?

0

Şu sıralar gündemde yer alan ve tartışmalara yol açan öğrenci evleri konusundaki görüşlerimi paylaşmak istedim. Bu konu aslında pek çok boyuttan incelenmesi gereken bir konu ancak ben işin “olabilirliği” konusunda birkaç görüşte bulunacağım. Paylaşacağım bazı şartlar yerine gelmeden, bu konunun çözüme kavuşacağını düşünmüyorum.

Öncelikle her öğrenciyi ayrı ayrı değerlendiremeyeceğimize göre toplu bir çözüm bulmak şarttır. Bu da ancak insandaki irade yapısını düzenlemek ile mümkündür. İradi fonksiyonlar, pek çok şartlar sonucu bir bireyde harmanlanıp şekillenir. Bunlar çevresel faktörler olduğu gibi, bireyin ruhsal durumundaki özellikler ile de şekil kazanır. Bu iradi fonksiyonlar, düşük seviyede olup kontrolsüz bir yaşama sebep olabileceği gibi; bireyleri,sağlam ve kendini kontrol edebilen bireyler haline getirebilir. Ancak bu kontrolün garantisini ancak tek bir şart verir. Şimdi bu şartın nasıl oluşacağına ve hangi yöntemler ile etki edeceğini inceleyelim:

1- İç İrade Ancak Samimi Allah Korkusu ve Allah’a Duyulan Saygı İle Kazanılır:

Bireyin “ben”liğini ancak bireyin “ben”liğini oluşturan en doğru biçimde bilir. Bu “ben”liğin kontrolü ise ancak o “ben”liği oluşturana duyulan samimi saygı ile oluşur. Yaptığı her eylemin o “ben”liğin oluşturucusu tarafından takip edildiğine samimi bir şekilde kanaat getiren her birey, o “ben”liğin kontrolünü sağlamaya adım atmış olur. Bu da beraberinde iç irade kontrolünü getirir. Erkek olsun kız olsun, sadece karşı cinse değil, çevresinde görüp bildiği her şeye en hassas ve en itinalı davranışları sergiler ve ona göre hareket eder. Bu da içsel disiplini sağlar ve kaliteli hayat standardını beraberinde getirir.

2- İç Tatminsizliğin Ortadan Kaldırılması, İç İradenin Kontrolünü Artırır:

Her birey çocukluğundan itibaren belirli çevrelerin ve kişilerin sözlü ve fiili propagandaları altında kalır. Buna ekstra olarak medyayı da ekleyebiliriz. İç tatminsizliği oluşturan kıstasların başında, bağnaz ruh mantığı vardır. Bu bağnaz ruh mantığı, her yerden bireye empoze edilebilir. Gerek aileden olsun, gerek medyadan olsun, gerekse çevreden olsun herkes kendi kafasına göre bazı konularda karar çıkarabilir. Örneğin; Şafilikte bir kadın ile el temasında bulunmak abdesti bozar hükmü vardır fakat bu Kur’an’da geçmemektedir. Küçük yaşta muhafazakar bir aile ortamında bu hükme göre yetişen birey, böyle bir konu hakkında görüş edinirse ve kendisi de muhafazakar bir yolu benimser ise, çevresinin de gizli zorlamaları sonucu bu hükmü kabul eder. Gerek erkek olsun, gerek kadın olsun, eğer Şafii ise; böyle bir hükümden dolayı, hayatı kısıtlamalar altında kalabilir. Bu da her iki cinsinde, karşı cinse olan normal davranışlarını anormalliğe çevirir ve bireyde iç tatminsizlik oluşturur. Çünkü sosyal hayattan soyutlayan ve Kur’an ile bağdaşmayan bu tarz “bağnaz ruh mantığı” içeren ifadeler ile yetişme çağında olan ve öğrenci olan bir birey, kendisini toplumdan ve karşı cinsten soyutlayabilir.

3- Gençliğin Yetiştirilmesinde Hükümetin ve Özel Medyanın Rolü

Bireylere belirli çevrelerce ve medya tarafından empoze edilen  kontrolsüz irade anlayışının, hükümet ve gönüllü medya tarafından, kontrollü iradeye çevrilebilmesi için düzenli propaganda şarttır. Devlet gerek kendi televizyonlarında, özel medya ise kendi televizyonlarında yaptıkları kamu spotlarının ve özel yayınlarının gençlik üzerinde oluşturabileceği etkiyi düşünerek, kurgulanan her yayının tekrar gözden geçirilip, topluma ve gençliğe zarar vermeyecek şekilde dizayn edilirse, irade kontrol mekanizmalarını, bireyler kendi içlerinde daha rahat sağlayabilirler. Çünkü çevre ne kadar bilinçlenirse, söz konusu bireylerde o kadar bilinçlenme ihtimali yüksektir.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Bireyler kesinlikle özgür olmalıdır. Ancak bu özgürlüğün sosyal ve ahlaki anlamda sağlanabilmesi için yukarıda bahsettiğim bazı adımlar, okuyucular açısından referans olacaktır. Gerek solcu kesimde gerekse muhafazakar kesim, samimi bir şekilde kendi evlatlarını yetiştirirken, iradelerini nasıl kontrol edebilecekleri konusunda hem fiili hem de sözlü telkinlerde bulunursa, ilerleyen yıllarda bu sorun belki daha hızlı çözüme kavuşabilir. Kim bilir? Belki de bu sorunu çözüme kavuşturacak özel biri de çıkabilir 🙂

 

Bunları da Okursunuz Heralde Dimi :) Daha Fazla Yazı